Yükleniyor...
GİRİŞİMCİLİĞİN ROTASI
Girişimcilik günümüzün en heyecan yaratan kelimelerinden biri oldu. Bu kelime ile özde neyi ifade ettiğimiz konusunda hem fikir miyiz?
İkili sohbetlerde iş insanları olarak birbirimizi tanımlarken kullandığımız bir çeşit niteleme sıfatı olarak hayatımıza girdi. Acaba hepimiz aynı nitelikleri mi ifade ediyoruz?
Girişimcilik nedir?[1] ticaret, sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişen, kar amacıyla riski üzerine alan kişidir.
Girişimcilik kelimesi ile Ekonomiyi ve parayı nasıl üretip ardından tüketeceğimize ilişkin yaklaşık 650 yıllık bir süreci anlatmaktayız.
Girişimcilik kelimesinin ilk kullanımı ortaçağa kadar dayanıyor. O dönem tüccarlar için ‘entreprendere’ kelimesi ‘iş yapan’ anlamında kullanılmıştır. Bu gün girişimci anlamında kullanılan ‘ enterpreneur’ bu kökten gelmektedir.
Sonraki kullanımı sanayinin - seri üretimin- hayatımıza girişi ile başlar. Teknoloji üreten ve bunu modifiye ederek sanayinin içine sokarak büyük gelir elde eden yatırımcılar için kullanıldı.
Ancak 1960 ların sonundan içeriğe yeni unsurlar eklendi. İlki inovasyon kavramıdır
İnovasyon nedir? İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet), veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.”[2]
Tüm sektörlerde üretim oluşturan alanların tamamında kaynakların kullanımında, organizasyonunda farklı, yeni olan her şey bu kapsama giriyor. Yeni bir fikrim vardı yaptım ve para kazandım demekte yetmiyor. Yani Bil Gates ilk yazılımdan sonra ey insan oğlu bu sana yeter deseydi yada Steve Jobs ilk sürüm I phone ürettikten sonra bu makine her ihtiyacı karşılıyor , 2. Sürüme ne gerek var dese idi bugün dünyanın en büyük girişimcilik başarısı taşıyan şirketlerinin arasında saymıyor olurduk.
İnovasyonun ikiz kardeşi ise süreklilik.
Bu yüzyılda inovasyonunuz anlık diyerek haksızlık etmek istemesek de haftalık tan daha fazla olup olmadığı tartışmalı. Yarattığınız her yeniliğin bilgisi dünya üzerinde kullanıma son sürat sokulmakta ve sınırsız kullanıma açılmakta. Yani teknolojinin aynı hızla eskimesine neden olmaktadır. Dedenin icat ettiği ile torunların geçindiği dönem çoktan kapandı. Şimdi icat ettiğinizle ay sonunda kadar geçinemiyorsunuz. Evin yenilenmesi, yeni ofis binasının alınması , olmadı arabanın değişmesi için şirket inovasyonun süreklilik kazanması gerekiyor. Zor zamanlar
Girişimciliğin gelişimindeki diğer evrim ise sektörel ayrımın ortadan kalmasıdır. Artık kamu ve sivil toplum örgütleri de tanımın içine girmiştir.
İçinde yaşadığımız topluma bakarsak ihtiyaç duyulan faaliyetlerle sürekli bir biçimde son derece yaratıcı projelerle hayatımıza giren dernek ve vakıflar var ; lösev gibi, tema gibi. Topluma yarattıkları katma değer öylesine güçlü ki çağın vebası olan işsizliğe karşı istihdam yaratan şirketler kadar önemli ve değerliler. Bir başka örnek ise Konya da yıllardır faaliyet gösteren bir birlik. Tam da yukarıda ifade ettiğim tüm süreçleri geçerek gerçek bir girişimcilik hikâyesi ile aynı anda süt ve süt ürünleri, bisküvi sektörüne hızlı bir giriş yaptı. Kurumsal yapı aynı, üyeler aynı. Ama karşımızda 1999 dan beri işin başında olan gerçek bir girişimcilik ruhu var. Kurumun çiftçi ve kamu birlikteliği olması onu artık girişimcilik tanımı dışına çıkarmıyor.
Bundan sonra ne olacak?
1899 yılında Charles Duell - Amerikan Patent Dairesi Başkanının öngörüsü; Artık yeni hiçbir şey yok .
İcat edilebilecek her şey icat edildi mi? Dikkatinizi çekerim o tarihte elektrik yada araba gibi bu günkü asgari yaşam standartları henüz icat edilmemişti.
Teknolojini gelişimi bize bu cevabı verecek. Her sektör için bir gelişim trendi var. Ben bilgisayarlar için ufak bir derleme yaptım. Word ve exceli hangi seviyede kullandığım düşünülürse benim için de çığır açıcı oldu.!.....
Önümüzdeki yaşayacağımız 100 yıl için duruma göz atalım;
Bilgisayarın nereye gideceğini anlayabilmek için öncelikle büyüme hızını algılamak gerekiyor. Bu konuda kabul görmüş olan bir yasa var moonro yasası . Bilgisayar endüstrisini elli yıldan beri yönlendiriyor ve modern medeniyet için hız tayininde genel kabul görmüş bir yasa.
Moonro yasası; bilgisayarlar her 18 ayda bir gücünü 2 ye katlar
Yani her yılbaşında çocukların yeni bilgisayar oyunları gerçekten 2 katı daha güçlü hale geliyormuş ve istemekte haklılar mış!......
Asıl değişimin kolay izlendiği nokta ise çiplerin gelişimi. Bilgisayar çiplerinin fiyatları devamlı düşerken hızları, işlem güçleri ve hafıza kapasiteleri aynı hızla artmakta.
Örneğin çocuklarımızın birbirine hediye ettiği doğum günü kartlarındaki ‘mutlu yıllar’ şarkısını bir çip sağlamakta. İlginç olan ise bu çipin barındırdığı bilgi 1945 yılındaki Almanya ya çıkarma yapan müttefik kuvvetlerin sahip olduğu bilgisayar teknolojisinden daha fazlasını içeriyor.
Sizi bilmem ama ben doğum günü kutlamalarından sonra bu kartları hiç düşünmeden çöpe atıyorum.
Elimizdeki çep telefonları uzaya astronot gönderen NASA nın 1969 bilgisayar gücünden daha fazla.
Son örnek 300 $ play station oyunu milyonlarca dolara mal olan 1997 askeri süper bilgisayarın gücüne sahip.
Bu hızla nereye gideceğiz?
Bilgiyi taşıyan cipler olağanüstü ucuzlayacak. Artık ürünlerimizdeki barkotlar yerine geçecek. Tüm ürünler akıllı hale gelecek. Yani tüm ürünlerimiz bu çipleri taşıyacak. Marketlerin manav reyonlarında domatesleri yada havuçları dinleyeceğiz. Bize üretildiği bölgeyi ve nasıl işlendiklerini anlatacaklar
Beni en şaşırtan gelişimlerden biri ise bilgisayarların değişimi. Ben labtobum küçük ve hafif olsun hatta kapağı pembe olmadı turuncu olsun ama masamda da koca ekran olsun derken tamamiyle ortadan kalkması gündemdeymiş.
Bu satırları yazarken bilgisayarımla ileride ayrılacağını bilen can dostlar gibi hissediyorum kendimi. Ancak gelecekte bizi elektrik gibi su gibi herkese hitap eden ve görünmez olan bir teknoloji bekliyor. Üstelik bu dönüşüm başladı. Akıllı evlerle kurulmuş saatinde ısınmaya başlayan salonlar yada çalışan fırınlar rutin hayatımıza girmeye başladı. Bir eve girdiğimizde ilk aradığımız internet portalı olacak. Üstelik kumanda etmek için dokunmadan sese geçiş tamamlandı. Şimdi ise düşünme yoluyla idare edilecek bir yüzyıl bizi bekliyor.
Tavşan kanı çay elimizde ekran yerine duvarda beliren görüntülere bakarak beğenmediğimiz kanalı düşündüğümüz anda değiştireceğiz.
Çocuklu ailelerin bildiği üzere milyonuncu kumanda alımı krizi evin içinde bitecek!......
Evin içinde her yer ekran haline gelecek. Ben yinede çocuklarımın bu durum içinde tartışma konusu bularak mesela duvar büyüklüğü farklılığını dert edeceklerinden eminim.
Bir diğer gelişim ise bilginin bize aktarımı. Bilgisayarlar ortadan kalktığına göre ekran olarak sadece duvarlar değil mobilyalar, reklam panoları ve hatta gözlerimize gözlük yada küçük lensler kullanılacak. Bu arada google gözlük apple ise saat üzerinde çalıştığını ve ilk ürünlerin ortaya çıktığının bilgisinide verelim
Terminatör filmini hatırlarsınız. Robot bir alana girdiğinde tarama yapmaya başlar. Alanın tüm bilgisi hızlıca gözlük ekranından akar. Bu sahne robotlar için değil ama bizler için çok yakın.